Turkish Vocabulary – 50 Must-Know Turkish Verbs – Part 2

Home > Vocabulary

How To Learn These Words

Welcome to another Turkish vocabulary lesson. In this short vocabulary lecture, we will learn about the 50 Must-Know Turkish Verbs you can use in your written and spoken sentences. This is the second part of this lecture. In order to learn these words, I would suggest that you watch this video more than once and imitate the words the way I pronounce them.

All the verbs provided in this lesson have example sentences too. Be sure to practice both the words and these example sentences.

If you’re an Unlimited member, there are even more exercises you can do to further improve your understanding of these new words. More information can be found at the “Homework Time” section below.

Download PDF Sheet

If you make a free Basic account, you can download the free PDF sheet for this vocabulary lesson. Once you download the PDF sheet, you can print it out and practice at your own pace. You will see the download link below once you log-in with your account.

50 Must-Know Turkish Verbs – 2

Follow the pronunciation of these words by watching the video. Listen closely to the sentence examples too.

(Soru) Sormak
To ask (a question)
Öğrenci elini kaldırdı ve soru sordu.
The student raised his hand and asked a question.
Cevaplamak
To answer
Çok zor bir soruyu cevapladı.
She answered a really hard question.
Açmak
To open
Evin penceresini açtı.
She opened the house’s window.
Kapamak
To close
Çıkarken kapıyı kapamayı unutma.
Don’t forget to close the door when exiting.
Doğmak
To be born
Ben İstanbul’un küçük bir kasabasında doğdum.
I was born in a small village in Istanbul.
Ölmek
To die
Ünlü yazar öldükten sonra unutulmadı.
The famous writer wasn’t forgotten after he died.
Dikmek
To sew, to erect
Adam yırtılan ceketini dikti.
The man sewed his ripped jacket.
Biçmek
To mow, to harvest
Genç oğlan para kazanmak için çimleri biçti.
The young boy mowed the lawn to earn money.
Havalanmak
To take off
Uçak ne kadar sakin havalanıyor, değil mi?
The plane is taking off really calmly, isn’t it?
Uçmak
To fly
Uçakla uçmayı sever misin?
Do you like flying with a plane?
İnmek
To land
Bir saat içerisinde piste ineceğiz.
We will land on the runway in an hour.
Yüzmek
To swim
Eğer yüzmeyi bilmiyorsan bu kadar derine gelme.
Don’t come this deep, if you don’t know how to swim.
Batmak
To sink, to submerge
Denizaltı suyun içine battı.
The submarine submerged into the sea.
Davet etmek
To invite
Yılbaşı balosuna davet edildin mi?
Were you invited to the New Year’s Eve ball?
Reddetmek
To reject, to deny
Kız, oğlanın çıkma teklifini reddetti.
The girl rejected the boy’s date offer.
Açmak
To open
Kapıyı açmak için lütfen tuşa basın.
Please press the button to open the door.
Kapamak
To close
Dışarısı çok soğuk, lütfen pencereyi kapa.
It’s cold outside, please close the window.
Giymek
To wear
Dışarı çıkmadan önce üstüne montunu giy.
Wear your coat before going outside.
(Kıyafet) Çıkarmak
To remove (clothes)
İşten eve gelen adam, üstündeki gömleği çıkardı.
The man coming from work, removed his shirt.
Barışmak
To make peace
Sevgililer en sonunda barıştı.
The lovers finally made peace.
Savaşmak
To make war, to fight
İki düşman ülke 10 yıldır savaşıyorlar.
Two enemy countries have been fighting for 10 years.
Saygı duymak
To respect
En çok saygı duyduğum insan annemdir.
The person I respect the most is my mother.
Umursamamak
To not care
Dediğim hiçbir şeyi umursamıyor.
She doesn’t care anything I say.
Hoşlanmak
To be attracted to (someone)
Ayşe, Ahmet’ten çok hoşlanıyor.
Ayşe is really attracted to Ahmet.
Sevmemek
To not like
İstiridye yemeyi sevmiyorum.
I don’t like eating oysters.
Boyamak
To paint
Duvarları maviye boyadı.
She painted the walls blue.
Silmek
To erase
Defterine yazdığı notları sildi.
He erased the notes he wrote on his notebook.
Haşlamak
To boil
Her sabah kahvaltı için 2 yumurta haşlarım.
Every morning I boil 2 eggs for breakfast.
Kızartmak
To fry
Patates kızartmayı çok severim.
I love frying potatoes.
Buğulamak
To stew
Taylandlılar yemeklerini buğular.
Thai stew their foods.
Kavurmak
To roast
Genç kız eti kavurduktan sonra yemeği servis etti.
The young girl serviced the meat after roasting it.
Sevinmek
To be happy
Sonunda mezun olduğuna çok sevindim!
I’m really happy that you finally graduated!
Üzülmek
To be sad
Lütfen üzülme, sınavı bir daha ki sefere geçersin.
Please don’t be sad, you’ll pass the exam next time.
Ağlamak
To cry
Filmi izleyen kız bol bol ağladı.
The girl watching the film cried a lot.
Gülmek
To laugh
Nedense, seni her gördüğümde nedense gülüyorum.
For some reason, I always laugh whenever I see you.
Gülümsemek
To smile
Gülümsek için bir sebep arama.
Don’t look for a reason to smile.
Sırıtmak
To grin
Niye sırıtıyorsun? Bir şey mi oldu?
Why are you grinning? Did something happen?
Şaşırmak
To be surprised
Bu saatte seni gördüğüme çok şaşırdım.
I’m surprised to see you at this hour.
Kırılmak
To be offended
Çok kırıldım! Nasıl öyle düşünebilirsin?
I’m really offended! How could you think like that?
Korkmak
To be scared
Korkma, ben arkandayım.
Don’t be afraid, I’m behind you.
Bağırmak
To scream
Bağırmana gerek yok, seni duyabiliyorum.
You don’t have to scream; I can hear you.
Haykırmak
To shout, to exclaim
Dağlara tırmanıp senin adını haykırmak istiyorum.
I want to climb mountains and shout your name.
Fısıldamak
To whisper
Ders sırasında lütfen aranızda fısıldamayın.
Please don’t whisper among yourselves in class.
Sıkılmak
To be bored
Her gün aynı şeyi yapmaktan sıkılmıyor musun?
Aren’t you bored of doing the same thing everyday?
Yorulmak
To be tired
Çok yoruldum, eve gelir gelmez hemen yatacağım.
I’m really tired, I’ll go to bed as soon as I come home.
Utanmak
To be embarrassed
Utanma, git onlarla arkadaş ol.
Don’t be embarrassed. Go and be friends with them.
Zevk almak
To enjoy
Spor yapmaktan zevk alıyor musun?
Do you enjoy doing sports?
Perişan olmak
To be miserable
Boşu boşuna hastanede perişan oldum.
I was miserable at the hospital for no reason.
Gerilmek
To be stressed
Neden bu kadar gerildin? Sadece bir aşıydı.
Why were you so stressed? It was just an injection.
Rahatlamak
To relax
Rahatlamak için Hamama gitmeyi severim.
I like going to a Turkish Bath to relax.

Use the Community Forums and start doing some Written and Spoken Turkish practice. I will check whether you’re writing or pronouncing the words correctly. This is available for all member types!